TEGV Saha Destek Müdürü Belin: “İlk Fırsat'ı çok boyutlu bir proje olması nedeniyle önemsiyorum”

Esas Sosyal tarafından hayata geçirilen ve yeni mezun gençlere ilk iş imkânı sağlayan İlk Fırsat programının katılımcılarından Mustafa Erik ve Savaş Türkoğlu, TEGV'de "Ateş Böceği Birim Yöneticisi" olarak çalışıyorlar. İlk fırsatını TEGV'de yakalayan Mustafa, Savaş ve yöneticileri Bülent Belin'le sivil toplum kuruluşlarının gençlere sunduğu imkânları ve İlk Fırsat programının kazandırdıklarını konuştuk.

Bülent Bey TEGV’de Saha Destek Müdürü olarak görev yapıyorsunuz. Bu görevi anlatır mısınız? Ayrıca ekibinizden ve sorumluluklarınızdan söz eder misiniz?

 Bülent Belin - Öncelikle TEGV’in saha yapısını belirtmekte yarar görüyorum. Biz TEGV olarak akademisyenlerle ve eğitim kurumlarıyla işbirliği halinde geliştirdiğimiz eğitim programlarıyla ilköğretim çağındaki çocukların kişisel gelişimini destekliyoruz. Bu eğitim programlarını,  “eğitim parkı”, “öğrenim birimi” ve “Ateş Böceği Gezici Öğrenim Birimi” diye adlandırdığımız 3 farklı modelde çocuklara ulaştırıyoruz ve bunu yılda 6-7 bin gönüllümüzün desteğiyle yapıyoruz. Eğitimlerimiz her yıl ortalama 150 bin civarı çocuğa ulaşıyor.

Saha destek birimimizin görevini biraz önce saydığım etkinlik noktalarının kurulması, tadilatı, iyileştirilmesi, yerel ilişkilerin kurulması, tahsisler, mekâna yönelik bütün süreçler, sahada yürütülen eğitim faaliyetleri için Milli Eğitim Müdürlükleri ve okullarla iş birliklerinin yürütülmesi ve çocuğa erişim olarak tanımlayabiliriz.

İş hayatınıza STK’dan mı başladınız yoksa özel sektörden STK’ya geçenlerden misiniz?

Bülent Belin – Özel sektörden STK’ya geçenlerdenim ama köyde büyümüş biri olarak, imece kültüründen geliyorum. Dolayısıyla, STK’da çalışmaya başladığımda dayanışmanın toplumdaki önemini biliyordum.  15 yıldır TEGV’de çalışıyorum, bugün sivil topluma duyduğum inanç başlangıçtakinden çok daha yoğun takdir edersiniz.  Sivil toplum bir ülkede demokrasinin yerleşmesi, kurumsallaşması açısından en önemli araçlardan biri.                                                                                                             

Genel olarak toplumda da son yıllarda STK bilinci ve bu konudaki farkındalık artıyor. Sizce bu yeterli mi? Bu konuda toplumdaki değişimi nasıl görüyorsunuz, STK algısı sizce nasıl? 

Bülent Belin - Bu konuda olumlu bir ivme olduğunu söyleyebilirim. Sizin de belirttiğiniz gibi hem nitelik olarak hem nicelik olarak STK’lar her geçen yıl biraz daha büyüyor. Toplumsal katılımcılığı da içinde barındırıyor olması nedeniyle bu alandaki büyümeyi ülkemiz için önemli bir artı olarak görüyorum. Tabi artık sivil toplum konusu öyle bir noktaya geldi ki bunu sadece Türkiye açısından değerlendirmek de çok doğru olmayabilir.  Çünkü yerel bir unsur olmaktan çıktı küresel bir boyuta ulaştı.  Bazen lokal bir sorunu çözmek amacıyla yola çıkıyorsunuz ama bir anda kendinizi daha büyük çaplı bir hareketin parçası olarak görebiliyorsunuz. Sivil toplumun en önemli taraflarından biri, dayanışma ruhunun sınır tanımayan etkisi. Bunu hem uluslararası gönüllü hareketliliği hem de mali kaynakların aktarımı şeklinde görebilirsiniz. Bu süreçte bireysel duyarlılıklar tüm gezegeni kapsayacak şekilde gelişiyor.                                    

STK’lar toplumsal sorunların çözümü için önemli bir rol üstleniyor ve bir yandan da özellikle gençler için istihdam yaratıyor. Siz bu fırsatları nasıl değerlendiriyorsunuz? Gençlerin STK’larda çalışması kariyerlerinde onlara ne gibi fırsatlar sunuyor?

Bülent Belin – Türkiye’deki oranları bilemiyorum ancak yurt dışındaki STK’larda çalışanların sayısı konusunda bir makalede okuduğum bilgiyi paylaşayım. ABD’de sivil toplum kuruluşlarında çalışanların sayısı toplam çalışan nüfüsunun yüzde 8’i. Hiç kuşkusuz sivil toplumun gelişmesi ve büyümesine paralel olarak yarattıkları istihdam da doğal olarak artacak. Sivil toplumda çalışma hayatını başlatan şey insanların toplumsal sorunlara karşı duyarlı olması ve çözüm için bir iddia taşıması. Sonrasında, sivil toplum çalışmalarının hem bu duyarlılığı daha da geliştiren hem de çözüm odaklı çalışma alışkanlığı kazandıran bir etkisi söz konusu. Kariyer planlaması için iyi bir zemin olduğuna inanıyorum.                                   

Bu noktada Esas Sosyal’in yürüttüğü İlk Fırsat, üniversite mezunu gençlerin iş bulamaması sorunundan yola çıkılan ve pek çok STK’nin yer aldığı bir program. İlk Fırsat’ı üç boyutu ile çok önemsiyorum: Üniversite mezunu gençlerin istihdam sorununa çözüm modeli sunuyor, bir yıl boyunca mali bir yük getirmeden STK’lara işgücü sağlıyor ve bir yılın sonunda da bizlere misyonumuzu, sürecimizi bilen, konumuza hakim adaylar sunuyor. İK’cılar, oryantasyon süreci için minimum 6 ay zaman tanıyın derler.  Biz İlk Fırsat’ın bir yıllık döneminin sonunda ilk 6 aylık oryantasyon sürecini tamamlamış, üzerine bir de 6 ay süreyle bize katkı sunmuş arkadaşlar kazandık.

STK’larda çalışmak farklı bir bakış açısını gerektiriyor, toplumsal ve sosyal konulara duyarlı ve çözüm odaklı olmanız gerekiyor. Özel sektörde belli bir meslekte uzmanlaşıp aynı meslek dalındakilerle hayatınızı sürdürüyorsunuz ve bir süre sonra bildiğiniz şeyleri tekrarlayarak yol almaya başlıyorsunuz çoğunlukla. Sivil Toplumda ise yelpaze çok daha geniş. Aynı sorunun çözümü için bir araya gelmiş bir çok farklı profil, farklı meslek, farklı kurum ufkunuzu, bakış açınızı geliştirmek için çok daha besleyici.

Pek çok işte saha en önemli deneyim alanıdır ama iş deneyimi olmayan üniversiteden yeni mezun bir gençler işe başladığında doğrudan sahaya gönderilmiyor, ama galiba STK’larda yeni işe başlayanlar işin içine daha çabuk giriyor, siz ne dersiniz?

Bülent Belin - Evet, daha hızlı giriyorlar. Çünkü eğer bir amaç birliği varsa istihdamı yaratan sivil toplum kuruluşuyla çalışanlar arasında zaten mesafenin yarısını katetmişsiniz demektir. Biz kurumsal olarak aramıza yeni katılan arkadaşlarımızın kuruma uyumuna önem veriyoruz. Çalışmalarımızın mümkün olduğu kadar kesintiye uğramaması lazım, bunun için de yeni arkadaşların hızla sahadaki çalışmalara dahil edilmesi gerekiyor. Var olan oryantasyon programımızı bunu sağlayacak şekilde geliştirmek üzere çalışıyoruz.

STK’lar gelişip büyüyor dedik ama ilgilendiğimiz toplumsal konular da giderek daha fazla çalışma gerektiriyor. Ortada gerçekleştirmemiz gereken bir hedef var, oysa kaynaklarınız sınırlı, bu da dar bir ekiple yoğun çalışmayı gerektiriyor.

Kaç saha çalışanınız var ?

Bülent Belin – Merkez ofisimizde ve sahada yaklaşık 150 çalışanımız var.

Bu insanlar gönüllü mü yoksa profesyonel mi?

Bülent Belin - Profesyonel kadromuz yaklaşık 150 kişi. Ayrıca her yıl 6 binle 7 bin arasında gönüllümüzün desteğini alıyoruz. 31 farklı ilde yerleşik etkinlik noktalarımız olan eğitim parkı ve öğrenim birimlerimiz bulunuyor. Ayrıca Mustafa ve Savaş’ın görev yaptığı “Ateş Böceği Gezici Öğrenim Birimi” olarak adlandırdığımız 24 adet tırımız var. Toplamda 48’i yerleşik ve 24’ü gezici olmak üzere 72 farklı noktada çalışmalarımız sürüyor. Bu noktaların tamamında, eğitim programlarımızı çocuklarımıza gönüllülerimizin desteği ile ulaştırıyoruz.                                                                                              

“ATEŞ BÖCEĞİ HEM EVİMİZ, HEM İŞ YERİMİZ”

MUSTAFA ERİK, Ateş Böceği Birim Yöneticisi

Soru – Mustafa, öncelikle senin TEGV içindeki görevlerinden sorumlulularından başlayalım. Neler yapıyorsun, bize biraz üstlendiğin işlerden söz eder misin?

Mustafa Erik – Biz sahada TEGV’in görünen yüzüyüz. Ateş Böceği gezici birimimizde eğitim faaliyetlerimizi gerçekleştirebilmek için sürdürdüğümüz çalışmalar kapsamında yerelde yöneticilerle, velilerle, öğrencilerle iletişimi yürütüyoruz. Ayrıca araçtaki tüm sorumluluğu üstleniyoruz. Öğrenim biriminin  eğitime devam edebilmesi için teknik donanım da dahil tüm süreçler konusunda  bilgi sahibi olup o  doğrultuda hareket etmek durumundayız. Bunların yanında eğitim faaliyetlerimizi gerçekleştirmemizde en büyük yardımcılarımız  olan gönüllülerimizle sürekli iletişim ve koordinasyon halinde olmamız gerekiyor. Gönüllülerimiz sahaya çıkmadan, etkinliklere başlamadan önce kendilerini bir bilgilendirme sürecine dahil ediyoruz. Bu süreçte bir eğitim gerçekleştiriyoruz onlarla ve gönüllerimizi sahada çalışmaya hazırlıyoruz.   

Bir günün nasıl geçiyor? Sabah işe geldiğinde günlük olarak  neleri takip ediyorsun, neleri kontrol ediyorsun neleri raporluyorsun? Bir lokasyonda ne kadar kalıyorsun?

Mustafa Erik - Bizler çalıştığımız “Ateş Böceği” aracında kalıyoruz. Ateş Böcekleri bizim için hem ev hem iş ortamı. Araçta hem gönüllü eğitimlerini hem de gönüllülerin çocuklara verdikleri eğitimleri gerçekleştiriyoruz ve araç içerisindeki düzenin, temizliğinin sürekli yapılması gerekiyor. 

Günlük olarak genel merkezimizden gelen bilgi akışı doğrultusunda faaliyetlerimizi gerçekleştiriyoruz. Çocukların öğrenim birimine alınıp etkinliklerin, eğitimlerin yapılmasını sağlıyoruz.

Kalacağımız süreyi gittiğimiz yerdeki çocuk sayısı belirliyor. Bir Ateş Böceği gezici biriminin ortalama aylık kapasitesi 250 çocuk. Biz 24 kişilik gruplar oluştururuz. Bir okula gittiğimizde her bir çocuk 12 saatini geçiriyor ve bu da iki güne denk geliyor. Okul saati ile eş zamanlı planlıyoruz etkinlikler de bir grubun iki gün süreyle katılacağı şekilde kurgulanıyor. Ayda ortalama 250 çocuk alabiliyoruz gittiğiniz yerdeki okulda 1000 çocuk varsa bu da 4 ay orada kalmak anlamına geliyor.

Ateş Böceği sorumlularının zorluklarından bir tanesi de, kalıcı eğitim parkı ve öğrenim bilimi birimlerimizin tersine, her gittiği yerde çalışmalara baştan başlaması. Gönüllü arama çalışmalarını, gönülllü eğitimlerini her gittiğimiz lokasyonda yeniden yeniden yapıyoruz.  24 Ateş Böceği’ne sürekli talep oluşturmak bence çok büyük başarı ve halen 60- 70 tane Ateş Böceği talebinin sırada bekliyor olması bence bu projenin başarısının en net göstergesi.

Ocak 2016’da işe başladın,  7 aydır çalışıyorsun. Bu 7 ayda kendinde ne değişimler görüyorsun, çalışma hayatına girmek, sorumluluklar almak nasıl değişiklikler yarattı?

Mustafa Erik - Benim çocukluğum TEGV ile geçti, sonra gönüllü olarak çalıştım şimdi de profesyonel hayata TEGV’de başladım. Konuya, kuruma ne kadar yakın olursanız olun STK süreçleri içinde yer alarak aktif bir rol oynamak, Türkiye’de STK’ların ne kadar önemli roller üstlendiğini çok yakından görmemi sağladı.

Sen TEGV’in kurum kültürünü bütün taraflarıyla yaşamış birisi olarak TEGV’i anlatır mısın? Senin için  TEGV nedir?

Mustafa Erik - Benim için TEGV herşey diyebilirim, ben bilgisayarı ilk TEGV’de 50. Yıl Öğrenim Birimi’nde gördüm. TEGV insanların hayatına öyle bir dokunuyor ki öyle bir iz bırakıyor ki o izi bir daha silemiyorsunuz, zaten silmek istemiyosunuz. Üniversiteye başladığımda okuduğum yerdeki öğrenim birimine gittim ve gönüllü olarak Ateş Böceği’nde çalıştım. Zaten TEGV’de işe başlamamda en büyük destekçim de öğrenim birimindeki gönüllü sorumlu ablam oldu, bütün süreçlerde sürekli bana destek oldu.

STK’larda çalışmak konusunda ne düşünüyorsun?

Mustafa Erik - Gönüllük anlamında kesinlikle tavsiye ediyorum. Özellikle takım çalışmalarını çok iyi benimsemelerini sağlayacaktır. Profesyonel anlamda da bu büyük deneyim kazandırıyor çünkü STK’larda çalışanların sayısı az olduğu için bütün süreçleri görme ve öğrenme fırsatınız oluyor. Muhasebeden tutun da insan kaynaklarına kadar pek çok alanda bütün süreçlerde aktif olabiliyorsunuz bu da kendinizi profesyonel iş yaşamına en iyi şekilde hazırlanmanızı sağlıyor.

Son 7 ayda profesyonel anlamda kazandığın en önemli deneyim ne oldu?  

Mustafa Erik - Bütün süreçlerde aktif rol aldığım için insan ilişkilerinin önemini kesinlikle öğrendim. Sunum becerisi gibi konularda kendimi geliştirme fırsatı buldum. Ateş Böceği’ndeki çalışmalarda da gönüllü eğitmenlerimiz olmadığı durumlarda biz devreye giriyoruz ve özellikle o zaman bu eğitimlerde öğrendiklerimi uygulama imkânı buluyorum.

Bundan sonraki süreç için nasıl bir kariyer hedefliyorsun kendine?

Mustafa Erik - STK alanında çalışmaya devam etmek istiyorum ama STK’nin hangi alanında olacağı konusunda daha net bir şey belirlemedim. Aklımda bazı STK’lar ve projeler var onları gerçekleştirmeye çalışacağım.

Sizin geçen sene yaşadığınız süreci şu an yaşayan ve 2017 yılı için İlk Fırsat Programı’na başvurmaya hazırlananlar var, onlara neler önermek istersin?

Mustafa Erik - Ailenin desteği çok önemli bu süreçte. Onun dışında kendileri bilinçli tercih yapsınlar, sevdikleri işi yapabilsinler, bir de yabancı dil konusunda kendilerini geliştirebildikleri kadar geliştirsinler.

SAVAŞ TÜRKOĞLU: “İLK FIRSAT, YOLUMUZU AYDINLATAN BİR IŞIK”

Savaş, senin bir günün nasıl geçiyor?

Savaş Türkoğlu – Mustafa’yla görevimiz aynı, kış döneminde biraz daha yoğun geçiyor. Biz şu an da çok kalabalık bir okulda çalışıyoruz, bu nedenle sabahçı ve öğlenci gruplarla günde iki eğitim yapıyoruz. Burada aslında öğrendiğimiz en önemli şey isanlarla iletişim kurmak. Bahsettiğimiz gibi yerelde iletişiminizin çok güçlü olması gerekiyor çünkü yeni bir okulda kabul görebilmenizin ek yolu çevrenizdeki insanlarla iyi ilişkiler kurabilmek. Okul müdürleriyle, hatta gerekirse Milli Eğitim yetkilileriyle görüşmeniz gerekiyor. Bu nedenle aslında iş sizde bitiyor, TEGV’i siz temsil ediyorsunuz ve iyi bir kurumsal duruşunuzun olması gerekiyor. Öğretmenlerle de iletişimin çok önemli olduğunu düşünüyorum çünkü onlardan çocukları bize yönlendirmelerini istiyoruz. Ayrıca farklı bir çok çocuk profili görüyorsunuz ve aralarında dengeyi bulmanız lazım çünkü çocuğu incitebilirsiniz. Çocuklar çok çabuk incinen bir grup bu nedenle iletişimin çok önemli olduğunu ve kendimi bu konuda sürekli geliştirdiğimi düşünüyorum.

Kaç öğrenciyle çalışıyorsun?

Savaş Türkoğlu - En fazla 24 öğrenci alabiliyoruz, okul çok kalabalık olduğu için bazen bir iki tane afazla olabiliyor. Eğitim gönüllüler eşliğinde sürdürülüyor, gönüllüler bu işin en önemli kısmı.

Sen 7 ayda ne gibi deneyimler kazandın?

Savaş Türkoğlu - İletişim evet önemli ama ben asıl insanların hayatında fark yaratmak nasıl oluyor onu öğrendim. Bir de empatinin önemini öğrendim. Empati kurmazsanız karşınızdaki insanı ya da çocuğu anlayamıyorsunuz. Bu işi yaparak empati becerimin geliştiğini düşünüyorum.

Aklında bir örnek var mı?

Savaş Türkoğlu - Beylikdüzündeki çalışmada Suriyeli göçmen çocuklar vardı. Ülkelerinden savaş nedeniyle kaçmışlar, Türkçe bilmiyorlardı. Ne ben ne de gönüllüler düzgün iletişim kuramıyorduk. Bu nedenle de çocuklar kendilerini çok farklı ve dışlanmış hissediyorlardı. Çocuklar “o bilmez Suriyeli” diyorlardı. Çocukların maalesef böyle acımasız tarafları olabiliyor. Her aldığım grupta her aldığım sınıfta “konuşamasanız da önemli olan ona destek olmanız, tenefüslerde onunla konuşun, Türkçe öğretin. Siz onun ülkesinde olsanız ve Arapça bilmiyor olsanız ne yapardınız? “ dedim. Çocuklar zaman içinde beni anladılar ve ona göre davranmaya başladılar.

Peki bundan sonraki süreçte sen nasıl bir kariyer hedefliyorsun kendine?

Savaş Türkoğlu - Sivil Toplum Kuruluşlarında daha önce de gönüllü çalışmalarım oldu. Fark yaratmak bir amaç uğruna çalışmak gerçekten beni tatmin ediyor, vicdanımı rahat hissediyorum. Benim için önemli olan mutlu ve huzurlu olmak ve mutlu olabileceğim huzurlu olabileceğim bir yerde çalışmak istiyorum.

 İlk Fırsat ile nasıl tanıştın?

Savaş Türkoğlu - Yakın bir arkadaşım sosyal paylaşım sitesinde İlk Fırsat Programı’nın duyurusunu payaşmıştı, ben de başvurdum. Eğitimler de veriliyor olması beni çok heyecanlandırmıştı.

Bu süreçte sizin için çok etkileyen şeylerden biri sanırım eğitim, ikiniz de İlk Fırsatın akademi eğitimlerini dile getirdiniz. Size ne kazandırdı bu eğitimler?

Mustafa Erik - İlk fırsatın önceliği Anadoludaki üniversitelerdi. Orada kendinizi geliştirme imkanınız pek olmuyor. O açıdan İlk Fırsat o eksiğimizi tamamlamamıza çok yardımcı oldu, kendimizi geliştirmek için birçok eğitim ve söyleşi, birçok faaliyet gerçekleştiriliyor.

Savaş sen neler tavsiye edersin yeni katılacak kişilere, yeni mezunlara? 

Savaş Türkoğlu - Bir kere ön yargılı olmamak gerekiyor, benim en başta dediğim gibi gibi  “aman beni almazlar” dememek lazım.  Programa katılmayı yeni mezun gençlere gerçekten tavsiye ediyorum. İlk Fırsat Programı’nı bizim yolumuzu aydınlatan bir ışık gibi görüyorum. Yeni mezunsunuz hiç bir tecrübeniz yok, hiç bir eğitim alamamışsınız ama program, İlk Fırsat Akademisi eğitimleriyle bizlere hem kendimizi geliştirme fırsatı sunuyor hem iş tecrübesi kazandırıyor ve hem yeni bir çevre edinmemizi sağlıyor.