Melissa Ece Köpük ve Enes Yayla: “İKSV’de kazandığımız en büyük deneyim, çok yönlü bir gelişim”

Esas Sosyal tarafından hayata geçirilen ve yeni mezun gençlere ilk iş imkânı sağlayan İlk Fırsat programı katılımcılarından ikisi İKSV'de çalışıyorlar. Melissa Ece Köpük Sponsorluk Programı Asistanı, Enes Yayla ise Saha Operasyonları Asistanı olarak görev yapıyor. Melissa, Enes ve yöneticileri olan İKSV Sponsorluk Programı Direktörü Yasemin Keretli Çavuşoğlu ve Pazarlama Yöneticisi İrem Akev ile STK'ların gençlere sunduğu imkânları ve İlk Fırsat programının kazandırdıklarını konuştuk.

Yasemin Hanım, Sizi tanıyabilir miyiz? İKSV’de göreviniz nedir? Nasıl bir ekiple çalışıyorsunuz? 

Yasemin Keretli Çavuşoğlu: İKSV’de Sponsorluk Programı Direktörü olarak görev yapıyorum, 8 yıldır İKSV’deyim. Sponsorluk programı 5 kişilik bir ekip olarak çalışıyor. Özellikle kaynak geliştirmek ve geliştirilen kaynakları yönetmekten sorumluyuz. İKSV olarak yıl içinde gerçekleştirdiğimiz Film Festivali, Tiyatro Festivali, Müzik Festivali, Caz Festivali, Tasarım Bienali, İstanbul Bienali,Filmekimi gibi etkinliklerimize ve performans merkezimiz IKSV Salon’a yeni sponsorlar bulmak, ve tüm sponsorlarımızla ilişkilerimizi yürütmek bizim bölümün görevi. Bunun dışında medya ilişkileri, pazarlama ve diğer tüm festival ekipleriyle organik bir bağımız var ve bütün bir yıl onlarla her konuda işbirliği içerisindeyiz.

Sizin İKSV ile yolunuz nasıl kesişti? Daha önce neler yaptınız? 

Yasemin Keretli Çavuşoğlu: Ben İKSV’ye katıldığımda 32 yaşındaydım ama üniversiteyi bitirdiğimde ilk çalışmak istediğim, başvuru yaptığım ve kabul aldığım kurumdu, hayalimdi aslında. Ancak o zamanın koşullarında burada değil başka alanlarda deneyim kazanmayı seçtim. Ogilvy PR, Digitürk, DDF gibi şirketlerde çalıştıktan ve biraz da olgunlaştıktan sonra asıl gerçekleştirmek istediğim hayalime yöneldim. Çok büyük bir tesadüf eseri liseden bir sınıf arkadaşıma rastladım, İKSV’de çalışıyordu ama ayrılacaktı ve yerine birini bulmasını istediklerini söyledi. İş görüşmesine geldim ve sonra İKSV serüvenim başladı.

Siz gençlerin STK’larda çalışmalarına nasıl bakıyorsunuz? STK’da çalışmakla ilgili olarak neler söyleyebilirsiniz?

Yasemin Keretli Çavuşoğlu: Biz, yani benim yaşımdakiler çok hırslı ve iş odaklıydık. Okurken de mezun olduğumuzda da çok iş odaklı düşünürdük. Şimdiki gençler ise daha çok yapmak istediklerine odaklılar, bir şekilde işe karşı daha iyimser yaklaşıyorlar. Gençlerin daha iyimser olduklarını ve hayalleri doğrultusunda ilerlemekten korkmadıklarını görüyorum, STK’lar da bu hayalleri gerçekleştirebilmek için onlara ortam sunuyor. 

STK’lar gençlere hayallerini gerçeğe dönüştürmek için fırsatlar sunuyor dediniz. Bu fırsatları biraz daha açabilir misiniz?

Yasemin Keretli Çavuşoğlu: Benim işe başladığım dönemde sosyal sorumluluk çok yeni bir kavramdı, hatta sponsorluk departmanları bile yeni yeni kuruluyordu. Artık kurumsal şirketler bu konuya önem vermeye başladılar. Gençler de bu anlamda artık daha şanslılar. Örneğin, İlk Fırsat programıyla İKSV’de çalışma fırsatı bulan gençler bu proje sayesinde STK’da deneyim kazanıp daha sonra ne yapacaklarına daha kolay karar verebilecekler.

Bizim bölümümüzün işleyişi tamamen ilişkiler ağı üzerine oturuyor. İlk Fırsat programıyla bize katılan gençler bu firmalarla doğrudan iletişim içinde olmasalar da yürütülen çalışmalar sırasında şirketleri tanıyorlar, şirketlerde çalışan kişilerin ne yaptıklarını nasıl çalıştıklarını görüyorlar ve pek çok insan tanıyıp deneyim kazanıyorlar. Örneğin Melissa Garanti Bankası, Vodafone ve Türkiye İş Bankası gibi şirketlerde kurumsal iletişim seviyesindeki insanlarla sürekli iletişim halinde. Onların ne iş yaptığını biliyor kimden reklam isteyeceğini, kimden sponsorluk isteyeceğini öğreniyor, bütün bunları iş hayatına atıldığı ilk yılda öğrenmiş olması çok değerli.

İrem Hanım siz İKSV’deki görevlerinizden ve ekibinizden biraz bahseder misiniz? 

İKSV’de 7 yıldır Pazarlama ve İş Geliştirme Bölümü’nde çalışıyorum, son iki yıldır da Pazarlama Yöneticisi olarak görevimi sürdürüyorum. Satış ve İş Geliştirme Yöneticisi ile birlikte Pazarlama ve İş Geliştirme Direktörü’ne bağlı olarak çalışıyoruz. Pazarlama tarafında 7 kişilik genç bir ekip var. İKSV olarak yaptığımız bütün etkinliklerin, festivallerin pazarlama iletişimi çalışmalarını yürütüyoruz. Genel olarak bu etkinliklerin medya iletişim stratejilerinin oluşturulması, reklam kampanyalarının oluşturulması, üçüncü partilerle işbirlikleri, saha etkinlikleri, CRM çalışmaları, sosyal medya iletişimi işlerinden biz sorumluyuz.

Sizin İKSV’ye girişiniz nasıl oldu?

Ben Galatasaray Üniversitesi İletişim Fakültesi mezunuyum. Ünite İletişim, Universal Müzik Türkiye, Doublemoon Records gibi şirketlerde farklı pozisyonlarda çalıştım. Doğum nedeniyle çalışmaya bir süre ara verdim. Ardından 7 yıllık kültür sanat alanı deneyimimle, İKSV’de görev alamaya başladım.

Sizce özel sektörde çalışmak ve bir vakıfta çalışmak arasında motivasyon açısından br fark var mı?

Tabi ki, bir kere bu işin bir gönül boyutu var. Yaptığımız işin sosyal sorumluluk tarafı, İstanbul’un kültür sanat hayatının gelişimine katkıda bulunmak, önemli bir motivasyon kaynağı. Sanata düşkün biri için hobisini işle bir araya getirmesi için İKSV’de çalışmak çok güzel bir fırsat. Bir de İKSV çalışanlarında sirkülasyon çok yüksek değil, çünkü gerçekten herkes burda gönülden, tutkuyla çalışıyor, bu da çalışanlar arasında daha güçlü bir bağ yaratıyor.

Melissa sen İKSV’de neler yapıyorsun? Hangi ekipte çalışıyorsun? Bir günün nasıl geçiyordu burada?

Sponsorluk Bölümü’nde Asistanı olarak çalışıyorum. İşim, anlaşmalarının takibini ve kitapçıkların, ilanların kontrolünü yapmak ve takip etmek, iletişim raporlarını hazırlamak. 

Yasemin Keretli Çavuşoğlu

Melissa iletişim raporlarını hazırlıyor, veri tabanımızıın güncellenmesinden sorumlu. Ayrıca her festival sonrasında hazırlanan teşekkür mektupları konusunda destek veriyor, tüm ekip üyelerimizin fikirleri gibi Melissa’nın fikirleri de çok önemli.

Ayrıca Melissa’nın hazıladığı sponsorluk sunumları çok önemli. Her festival için, her festivalin içindeki her konser için ayrı ayrı sunumlar hazırlanıyor. Ayrıca, festivaller başladığı zaman sahada da görevler üstleniyor. Çünkü bizim asıl işimiz sponsorluk anlaşması imzalandıktan sonra başlıyor. “Sahada logolar doğru mu? Panoyu doğru yere koyduk mu? Masayı kurdular mı, geldiler mi, götürdüler mi?” gibi aslında bu işin kalbi olan kısımlarda Melissa’nın ciddi desteğini alıyoruz. 

Melisa, bunca iş arasında seni en fazla etkileyen işin hangisi oldu? 7 ay içerisinde kazandığın en büyük deneyim nedir? 

Bir tane değil birçok, belki onlarca konuda deneyim kazandım. Ben resim bölümü mezunuyum, dolayısıyla hep kendi başıma çalışmaya ve üretmeye alışmıştım. İlk iki ay takım içinde biraz bocaladım, çünkü her şey çok hızlı akıyor burada.  Bu arada gerçekten çok güzel bir ekibin parçası olduğumu düşünüyorum bana çok yardımcı oldular. İnsan ilişkilerini öğrendim, ekip içinde çalışmayı öğrendim, bir ekibin nasıl işlediğini öğrendim. Bunun dışında hem ofis çalışanı oldum, hem saha çalışanı oldum. Kısacası bu süreç bana onlarca şey kattı. 

Peki bundan sonrası için kafanda asıl bir resim canlıyor kendi kariyerini planlarken, burada edindiğin deneyimden yola çıkarak?

Açıkçası ben kurumsal tarafı sevip sevmeyeceğimden emin değildim. Ama şimdi sevdiğimi, benimsediğimi düşünüyorum. Bu da bana bir pencere açtı, 7 ayda bile öğrendiklerimi düşünüyorum da bu bir yılı bitiridiğimde de eminim bir karar vermiş olacağım. Tabi aklımda belirli yerler var ama bu tecrübe doğrultusunda da devam etmeyi düşünebilirim. 

İş arayan yeni mezun gençlere kendi deneyimlerinden de yola çıkarak neler önerirsin?

Neler yapabileceklerine henüz mezun olmadan önce odaklanmalarını öneririm. Mezun olduğunda artık geç oluyor, mezun olmadan önce kendini geliştirmek için yapabileceklerini düşünmeliler. Yarı zamanlı olarak çalışmak ya da staj gibi iş hayatı hakkında fikir sahibi olabilecekleri, kendilerini geliştirebilecekleri çalışmalar yapabilirler. İş aramak oldukça zor bir süreç, ben çok büyük umutsuzluk yaşamadım ama bazı arkadaşlarım için gerçekten çok zor deneyim oldu iş aramak. Umutsuzluğa kapılmadan, kendilerine bir şeyler katmaya devam ederek iş aramaya devam etmelerini öneririm. 

Özel sektör alanını çok deneyimlemedin ama bir vakıfta çalışıyor olmak motivasyonunu nasıl etkiliyor?

Ben yıllardır zaten İKSV’nin etkinliklerini takip ediyorum, bienal gibi etkinlikleri hevesle bekliyordum, bizim ders konularımız da bu etkinlikler olabiliyordu, son iki bienal benim sınav sorularımdı. Böyle sanatsal faaliyetlerin bir parçası olmak çok güzel, bu etkinliklerin oluşum sürecinin içinde olabilmek beni çok mutlu ediyor. 

Enes, sen neler yapıyorsun İKSV’de, bir günün nasıl geçiyor, nasıl bir ekibin parçasısın? 

Ben Pazarlama Bölümü’nde Saha Operasyonları Asistanı olarak çalışıyorum ama burada hemen herkes zaten sahada çalışıyor. Bir İKSV etkinliğinde genel müdürümden, direktörümüze, yöneticilerimize kadar herkesi sahada görebilirsiniz. Her biri saha etkinlikleri olan altı büyük etkinlik düzenliyoruz ve çoğu açık alanda yapıldığı için alanda devasa markalamalar yapıyoruz. Etkinlik alanlarını markalamak, görüntüyü düzenlemek, insanların programla ilgili bilgilendirilmesi için yapılacak bütün basılı malzemelerle ilgilenmek gibi işler yapıyoruz. Benim işim, saha operasyonları sorumlusuyla birlikte oradaki markalamaların nasıl olduğu, nasıl yönetildiği, nasıl konumlandırıldığı, insanların nasıl yönlendirildiği gibi süreçleri yürütmek.

Günün ilk işi bir önceki günün değerlendirmesini yapmak oluyor. Neler yaptık, eksiğimiz nelerdi, neleri bugün daha iyi yapmamız gerekiyor gibi… Bir festival günü ise sahada az önce saydığım işleri yapıyoruz, operasyonu gerçekleştiriyoruz. Ayrıca, raporlar hazırlamak, raporların sayılarını güncellemek gibi çalışmalar da yapıyorum. Bizim bazı üçüncü taraflarla iş birliklerimiz var.  Örneğin İstanbul Bienali ile ilgili basılı malzemeler sadece saha alanında kullanılmıyor, İstanbul’un birçok yerine, hatta belki Anadolu’nun bazı şehirlerine ulaştırılıyor. Bunların gerekli yerlere ulaştırılması konusundaki koordinasyonu sağlamak, teslimatları yapmak da bizim işlerimiz arasında.

Departmanımızda operasyon dışında, festivallerin etkisini artırmak için neler yapabiliriz, nasıl daha çok kişiye ulaşabiliriz, ulaştığımız kitleye nasıl mesajı daha net verebiliriz gibi çalışmalar da yapılıyor. 

Benim burada en temel görevim bazı işbirlikleri geliştirmek. Bizim “Lale Kart Üyeliği” adı altında sürdürülen bir sadakat programımız var mesela. Buradaki görevlerimden biri de bu programı daha çok insana ulaştırabilmek amacıyla işbirlikleri başlatmak için ilk adımı attırabilmek. Ekip ulaşmak istedikleri yere karar verip bir pazarlama hedefi oluşturduğunda benim işim ilk bağlantıyı kurup, fikirlerimizi projemiz üstünden sunmak oluyor. Sonrasında gelen yanıta göre süreci yönetiyoruz. 

Ben reklamcılık bölümü mezunuyum ve yaptıklarım bilgisayar başında ve teorik işlerdi. İşbirliği geliştirmek, insanlarla iletişim kurmak, ihtiyaçları anlayıp ona göre çözüm üretmek alışık olmadığım şeylerdi. Bunlar kurumsal çalışmaların önemli bölümünü oluşturuyor ve İKSV’de bunu yaparak çok şey öğreniyorum.

İrem Akev

Projelendirme anlamında da Enes’ten büyük destek alıyoruz. Özellikle gençlere ulaşmak, üniversite kulüpleriyle iletişime geçmek, üniversitelerin düzenlediği etkinliklerde stand kurulması ya da fuarlara katılım gibi işlerde İKSV için fırsatları araştırıp, fikir geliştiriyor ve bu bağlantıları sağlıyor. Bir yandan da bize sunumlar konusunda destek oluyor. Bizim için güzel sunumlar hazırlıyor.  

Bir de sık sık birlikte beyin fırtınası yapıyoruz. Enes dijital projelerle ilgili önerilerde bulunabilirken, saha etkinleri için de Enes’e başkaları önerilerde bulunabiliyor. Biz o sinerjiyi oluşturuyoruz ve beraber farklı konularda fikir üretiyoruz. 

Enes, İKSV’de çalıştığın 7 ayda en büyük deneyimin ya da en büyük kazanımın ne oldu? Bu süreçte kendinde farkettiğin en önemli değişim nedir?

Burada, Melissa’nın da dediği gibi çok yönlü bir gelişim olanağı var. Sürekli birbirimize öneriler getirdiğimiz, beyin fırtınaları yaptığımız, birbirimize farklı şeyler kattığımız için sürekli gelişim içindeyiz. 

Ben reklamcılık okudum. Reklamcılık tarihi, reklam yazarlığı, reklam süreçleri, reklam prodüksiyonu üzerine dersler aldım, ama bunlar hep teorikti. Hep merak ettiğim şey şuydu; reklamın bir de son ayağı var, saha tarafı var basın ayağı var işin biraz daha elle tutulur bir tarafı var. Bunları öğrenmek benim için önemli, çünkü ben ileride çok yönlü bir iletişimci olmayı hedefliyorum. Her şeyin bir şeyini, bir şeyin de her şeyini bil derler ya. Ben aslında her şeyden biraz öğrenmek ve bir konuda da uzmanlaşmak istiyorum. 

Bir de yaptığımız şeyleri sahaya inip görünce çok mutlu oluyorum. Günlerce konuşuyoruz, planlıyoruz, çalışıyoruz sonra sahaya gidip onu görünce, insanların “bu çok güzel olmuş” demesi gerçekten de müthiş bir motivasyon sağlıyor. Sonuçta benim İKSV’de cidden kazandığım en büyük deneyim, çok yönlü bir gelişim.  

Peki bundan sonrası için nasıl planlar var aklında? 

Mezun olduğumuzda ben ve arkadaşlarımın tek bir odağımız vardı: “Reklamcılık okuduk, bir reklam ajansında çalışalım”. Ama konunun aslında çok fazla boyutu var. Ben tek bir iş üstlenip önümdeki 3 yılı onunla geçirmek istemedim, çok yönlü bir iş yüklenmek istiyordum. Çünkü daha 24 yaşındayım, gelişimimin en hızlı olacağı dönemlerdeyim, o yüzden gerçekten birden fazla işi üstelenebileceğim ve aynı zamanda gelişimimi de sağlayabilecek bir yer olmalı diye düşünüyordum. O yüzden bundan sonra da bir şekilde bir sivil toplum kuruluşunda çalışmam gerektiğine karar verdim. 

Buraya geldim 7 aydır bu şekilde çalışıyorum. Emeği geçen herkese çok teşekkür ediyorum. Burada kendimizi geliştirdik, Hem burada işimizi yaparken kazandığımız ilişkiler hem İlk Fırsat’ın söyleşileri, akademisi tarafında geliştirdiğimiz ilişkiler sonucunda ciddi anlamda deneyim kazandık. 

Şu an ileriye dönük tek bir hedefim var: Gelişimime gerçekten katkı sağlayacak, beni sürekli geliştirecek işlerde çalışmak.   

Eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Yasemin Keretli Çavuşoğlu 

İlk Fırsat Programı’nın devam etmesini diliyorum, Melissa’nın çalışmalarımıza katkısı büyük.

İrem Akev

İlk Fırsat’a bizi Melissa ve Enes’le tanıştırdığı için çok teşekkür ederiz.  Kaynaklarımızı etkin kullanabilmek adına ekibimizi rahatlıkla büyütme olanağımız yoktu. Enes bize gerçekten çok yardımcı oldu ve çok memnunuz bu programdan.