Hayata Destek İK Yöneticisi Zeynep Arslan: “Gençlerin Farkındalığının Yüksek Olması Gerekiyor”

Esas Sosyal tarafından hayata geçirilen ve yeni mezun gençlere ilk iş imkânı sağlayan İlk Fırsat programı katılımcılarından Cihan Cangir,   Hayata Destek Derneği’nde “İnsan Kaynakları Asistanı” olarak çalışıyor. İlk fırsatını Hayata Destek Derneği'nde yakalayan Cihan Cangir ve yöneticisi Zeynep Arslan’la sivil toplum alanında çalışmanın kendine has inceliklerini konuştuk.

Zeynep Hanım, Hayata Destek’in faaliyet alanından ve sizin buradaki görevlerinizden bahseder misiniz?

Hayata Destek Derneği 2005 yılında kuruldu ve 2009 yılında dernekleşti. Türkiye’de bilinen ilk büyük faaliyetimiz 2010 yılında, Van Depremi sonrasındaki çalışmalarımız oldu. Zaten o zamana kadar da, insani yardım çok fazla gündemde olan bir konu değildi.  Derneğimizin kurucuları, o zamana kadar daha çok İran, Afganistan ve Pakistan’da çalışmışlardı.

Hayata Destek Derneği’nin iki ayrı faaliyet alanı var: İnsan eliyle yaratılan afetler ve doğal afetler. İnsan eliyle yaratılan afetler Suriye’deki durum gibi savaş, çatışma ve terör ortamlarını kapsıyor. Şu an Suriye’de yaşanan iç savaş sonrasında Türkiye’de 3 milyona yakın Suriyeli bulunuyor.  Mülteci programı bizim ana programımız. Mülteci programı dışında, bu konuyla da kesişen  çocuk koruma programımız var.  İstanbul Küçükçekmece, Urfa, Hatay ve Diyarbakır’da 260 kişilik bir ekibimiz bu program için çalışıyor.  En geniş sahalarımız ise Urfa ve Hatay. Ayrıca ihtiyaç olması durumunda doğal afetlerde de insanı yardımlara destek oluyoruz.

Ben de bir yıldır Hayata Destek Vakfı’nda İnsan Kaynakları Yöneticisi olarak çalışıyorum. Buradan önce yine sivil toplum alanında çalışıyordum. Oldukça genç bir derneğiz, yaş ortalamamız 30. Çalıştığımız konu itibariyle de çok kültürlü bir çalışma ortamımız var, Avrupa, Amerika ve Ortadoğu’dan gelen çalışma arkadaşlarıyla çalışıyoruz.

Özel sektörde de deneyim sahibi bir yönetici olarak özel sektörde çalışmayı STK’da çalışmakla nasıl karşılaştırırsınız?

STK’ların çalışmalarının temelinde bir problemin demokratik yollarla çözülmesi için devlet ve özel sektör dışında üçüncü bir gözün bakış açısıyla problemlere bakmak yatıyor. Benim için de bu alanı cazip kılan taraf buydu. Kar gütmeyen bir yapılanma olması da önemli benim için. Sivil toplum alanında 2010 yılından beri çalışıyorum.  O yıllar sivil toplum alanında insan kaynaklarının yeni yeni konuşulmaya başladığı bir dönemdi ve bu kararım çevremdeki birçok insanı şaşırtmıştı.  Çünkü o zamanlar vakıf çalışmaları emeklilik döneminde gönüllü olarak yapılacak bir çalışmalar olarak görülüyordu. O günden bugüne çok yol alınmış olsa da STK’larda insan kaynakları için daha gidecek çok yolumuz var.

Sivil toplum algısıyla ilgili toplumda bir değişiklik var mı? STK algısı ve bu alanla ilgili farkındalığın toplumun değişik katmanlarına yayıldığını söyleyebilir miyiz?

STK’larla ilgili algı iyiye doğru gidiyor. AB projelerinin bu değişimde katkısı büyük oldu. Bu projeler sayesinde sivil toplum bilinciyle mezun olan gençlerin sayısında ciddi bir artış yaşandı. “Ben sivil toplum alanında çalışmak istiyorum” bilinciyle gelen yeni bir nesil var. Eskiden emeklilerden çok telefon alırdık, “Ben emekli oldum gönüllü olmak istiyorum” diye. Tabi ki her yaş grubunun katacağı değerler var ama gönüllü olmayı, bu alanda çalışmayı doğru anlamak lazım. Artık daha çok özel sektörde çalışanlardan gönüllü olmak için talep geliyor.

STK’larda çalışmak yeni mezun gençlere kariyer gelişimi anlamında neler katıyor?

Üniversiteli gençler STK alanında çalışmak istiyorlarsa daha eğitimleri sırasında bu alanda gönüllü olarak çalışmaya başlamış olmalılar, mezuniyet sonrası bu alana adım atmaya çalışmak çok geç. Hatta üniversitenin son yılı bile geç diyebilirim. Üniversite yıllarının en başından gönüllü çalışmayla tanışmaları çok yararlı olur.  Bu aslında tüm meslekler içinde geçerli ama sivil toplum alanına çalışmak isteyen biri için bu alanla daha erkenden temas etmek daha da fazla önem taşıyor.  Gönüllülük ve yurtdışı deneyimleri bu alanda çalışmak için çok önemli. Gençlerin eğitim hayatı sırasında kendilerine nasıl bir yol çizmek istediklerini düşünmeye başlamalılar. 

Cihan senin Hayata Destek Derneği’ndeki görev ve sorumlulukların nedir?

Hayata Destek Derneği’nde İnsan Kaynakları Asistanı olarak çalışıyorum. İşe alım tarafından adayların aranması, mülakatlara davet edilmesi, oryantasyon süreçlerine destek olmak, iş sağlığı ve güvenliği süreçlerine destek vermek gibi görevlerim var. Ayrıca sahada insan kaynakları alanında çalışan arkadaşlarımız var, onlara da destek oluyorum.

İK senin çalışmak istediğin bir alan mıydı? Bundan sonrası için bu alanda devam etmeyi düşünüyor musun?

Ben üniversiteden beri İK alanında çalışmak istiyordum. Bunun için hem özel sektörde stajlar yaptım, hem de sivil toplum kuruluşlarında gönüllü olarak çalıştım. Her iki sektörü de gördükten sonra ise sivil toplum alanına çalışmaya karar verdim. İlk Fırsat sayesinde İK ve sivil toplumu birleştirerek ilk iş deneyimi yaşama imkânını yakaladım. Bundan sonra da bu alanda devam edeceğim.

STK’da çalışmanın sana cazip gelen tarafları neler?

Gönüllü olarak çalıştığım dönemde, hem çalışma ortamı hem de çalışanların profilinden etkilenmiştim. Özel sektörde çalışma ortamında biraz daha fazla baskı olabiliyor. Bunun ayırdına üniversite yıllarımda vardığım için öğrencilik yıllarımı sivil toplum alanına kanalize olarak geçirdim. 

Hayata Destek’te yaklaşık 10 aydır çalışıyorsun. Burada kazandığın en büyük deneyim ne oldu?

Bu benim ilk iş deneyimim olduğu için mesleki birçok şeyi aslında buradan öğrendimi söyleyebilirim. Aslında sadece mesleki olarak değil, buradaki görevim kişisel gelişimime de büyük katkılar sağladı. Farklı kültürlerden ve farklı ülkelerden gelen insanlarla bir aradayız. Bu da benim farkındalığıma büyük katkı sağlıyor. Üniversite dönemimde, Suriyeli mültecilerin Türkçe öğrenmesine yardım eden bir projede çalışmıştım.  İlk Fırsat başvurusunda Hayata Destek Derneği’ni seçmemde mülteci sorununa çözüm bulmaya çalışmaları etkili oldu.

STK’larda az kişiyle çok iş yapmak durumundayız. İlk günümden itibaren burada yoğun bir tempoda çalışıyorum. Başka bir işte bir kaç yılda kazanacağım deneyimi bu yoğunluk sayesinde burada çok daha kısa sürede. İş hayatının ilk yıllarının çok önemli olduğuna inanıyorum, bu yıllarda kazanacağımız herşey, sonraki yıllarımızın temelini oluşturacak ve kariyerimizi bu bilgilerin üzerine inşa edeceğiz. Mesleki anlamda Hayata Destek’in beni oldukça donanımlı hale getirdiğini düşünüyorum.

İlk Fırsat Akademisi kapsamında da hem mesleki hem kişisel gelişim anlamında birçok eğitim alıyoruz. Bu eğitimler sayesinde daha önce gözümüzde büyüttüğümüz birçok şeyin aslında bir sorun olmadığını fark ettim. 

Bundan sonrası için nasıl bir kariyer planlıyorsun?

Benim en büyük isteğim bir STK’da İK alanında çalışmaktı. İlk Fırsat programı ve Hayata Destek sayesinde bu isteğim gerçeğe dönüştü. Bundan sonrada bu alanda devam etmeyi hedefliyorum.