Arçelik Global Kurumsal Marka ve Projeler Yöneticisi Kenan Doğan: "İş deneyimi için heyecan duyan, öğrenmeye açık, kendisini geliştirmek için istekli ve iş tecrübesini önemli bir okul olarak görecek adaylar her zaman daha avantajlı olacaklardır"

İlk Fırsat Programı’nın mentorlarından Arçelik Global Kurumsal Marka ve Projeler Yöneticisi Kenan Doğan ile keyifli bir röportaj gerçekleştirdik. Bu röportajda, Kenan Bey umudun, öğrenmeye açıklığın, merakın, iş hayatında sabırlı olmanın öneminden bahsetti. Keyifle okumanız dileğiyle... 

 

Yeni işe geçiş sürecindeki gençlere kendi deneyimlerinizden yola çıkarak nasıl tavsiyeler verirsiniz?

Kendi iş yaşamıma başladığım yıllara bugün dönüp baktığımda, o yıllarda her şeyi bildiğini düşünen, bir fırsat verilse harikalar yaratacağına inanan ve her işin üstesinden gelebilecek kabiliyette kendisini gören, yeni mezun heyecanlı bir genç olduğumu söyleyebilirim. Fakat o gencin gerçeklerle yüzleşmesi çok uzun sürmedi. Öncelikle sabır gerektiren ve nereden, nasıl başlaması gerektiğini bilemediği işe geçiş süreci; ardından da ilk iş tecrübesi ile birlikte o güne kadar alışık olmadığı bir yaşam ve ilişkiler ağı o gence iş yaşamına dair aslında çok da bir şey bilmediğini ve iyi bir öğrenci olursa ancak başarılı olabileceğini öğretti. Bu nedenle tüm arkadaşlarıma öncelikle tavsiyem her zaman öğrenmeye açık olmaları ve yaşadıkları her tecrübeyi bir öğrenme fırsatı olarak görmeleridir. İş arama süreci bile kendilerine çok şey öğretecektir. Hem her fırsatta kendilerine dönüp neyi isteyip istemediklerine dair sorgulama yapmalarını sağlayacak hem de her görüşmede iş veren beklentilerine dair farklı yaklaşımları gözlemleyeceklerdir. İş arayış sürecinin zorlu bir süreç olduğunu, bazen uzun sürebileceğini kabul ederek bu yola çıkmalarını öneririm. Ne yazık ki hiçbir şey çok kolay olmayacak. Hele de adı bilinen, köklü, büyük üniversitelerden mezun değillerse. Bu nedenle en başında bu zorlu yolculuğu göze alırlarsa süreç içerisinde kendilerini daha az yıpratacaklarını düşünüyorum. Bu süreci aynı zamanda bir gelişim fırsatı olarak değerlendirmeli ve ulaşabildikleri tüm eğitim - gelişim imkanlardan yararlanmalılar.

İşe geçiş sürecinde şüphesiz aldıkları eğitim, dersler dışında dahil oldukları sosyal faaliyetler, yabancı dil yetkinliği gibi çok farklı kriterler önem taşıyacak. Ama bence tüm bunlara sahip olsanız bile kendinizi doğru anlatamıyorsanız, sonucun olumlu olması çok mümkün olmayacaktır. Tüm bu kriterlerle birlikte emin olun işe geçiş için sizde aranacak en kıymetli nitelikler o iş için duyduğunuz heyecan ve öğrenme isteğiniz olacaktır. Tam anlamı ile gözünüzde o ışığı görmek isteyeceklerdir. İş deneyimi için heyecan duyan, öğrenmeye açık, kendisini geliştirmek için istekli ve iş tecrübesini önemli bir okul olarak görecek adaylar her zaman daha avantajlı olacaklardır. İş yaşamının henüz başındaki tüm arkadaşlarıma tavsiyem o heyecanınızı ve enerjinizi açığa çıkarın. Emin olun bu olumlu enerjiniz birçok eksiğinizi kapatacaktır.

 

Pandemi sürecini olumlu bir şekilde değerlendirmek isteyen üniversiteli gençlere tavsiyeleriniz nelerdir?

Dünya olarak zor günler yaşıyor; zor süreçlerden geçiyoruz. Ama bu sürecin bence hepimiz için en önemli artısı, eski normalde belki de erişmemizin çok zor olduğu eğitim – gelişim fırsatları yeni normalde online olarak çok daha erişilebilir durumda. Bu nedenle tüm arkadaşlarıma tavsiyem bu dönemde online olarak sunulan birçok gelişim fırsatını yakından takip etsinler ve etkinliklere katılıp, gelişimlerine katkı sağlasınlar.

Okul bitince eğitim süreci bitmiyor. Aslında yaparak, yaşayarak öğrenme dediğimiz daha farklı bir öğrenme süreci başlıyor onlar için. Pandemi sürecinde, kriz yönetimi açısından kendi alanlarında olan gelişmeleri, şirketlerin aldığı yeni pozisyonları, ortaya çıkan yeni ihtiyaçları ve dönüşen iş yapış biçimlerini yakından incelesinler. Bu yapı içerisinde kendilerini nerede gördüklerini analiz etsinler. Belki de bu yeni normal onlara hiç ummadıkları bir iş fırsatı olarak gelecek; oluşan yeni ihtiyaçlara yanıt verecek yeni bir pozisyon çıkacak önlerine. Bu süreçte gönüllü olarak projelerde, sivil toplum çalışmalarında da yer almayı da ihmal etmesinler bence. Uzaktan gönüllü olabilecekleri farklı imkanlar da mevcut.

 

Sizce, gençlerin kariyerlerinde ilerlemesini sağlayacak en önemli 21. Yüzyıl becerileri nelerdir?

İçerisinde bulunduğumuz çağda insanlık tarihi açısından inanılmaz bir döneme tanıklık ediyoruz. Bilginin bu kadar büyük bir hızla yayıldığı; bilimin, teknolojinin baş döndüren bir hızda dönüştüğü günümüz koşullarında, artık aranan yetkinlikler de çok fazla değişim gösterdi. Bu nedenle bence esneklik, çeviklik ve değişime adapte olabilme kabiliyeti son derece önem kazandı. Çünkü çağ hızlı bir dönüşümün içerisinde. Bu hıza ayak uydurmanın en önemli yanı esnek ve çevik olabilmekten, değişime uygun stratejiler geliştirebilmekten geçiyor. Bunu başarabilmek için de sadece bir alana odaklanmak, sadece bir konuda uzman olmak yeterli olmuyor artık. Çok yönlü olmak, kendini farklı alanlarda geliştirmek gerekiyor. Bu nedenle bilgi çağında başarılı bir kariyer yapmak isteyen arkadaşlarımın tüm mecraları aktif kullanabilmesi, dünyadaki gelişmeleri yakında takip edebilmesi gerekiyor. Gelişimdeki fırsatları görebilmeli ve o fırsatlara hızla adapte olabilmeli. Bunun için yaratıcılık her zamankinden çok daha fazla önemli hale geliyor. Artık işverenler hangi pozisyonda olursa olsun çalışanlarından daha yaratıcı olmalarını bekliyor. Ayrıca bu çağda iletişim ve iş birliği de olmazsa olmaz bir 21. yüzyıl becerisi diye düşünüyorum. Artık tek başına çalışma dönemi çok gerilerde kaldı. Bu nedenle iyi iletişim kurabilen ve doğru iş birlikleri geliştiren çalışanların daha sıyrıldığı bir dönemdeyiz.

 

Mentor olarak gençlere iş arama süreci ve iş hayatı ile ilgili umut verici neler söylemek istersiniz?

Öncelikle belirtmem gerekir ki iş arama sürecini uzun soluklu bir yolculuk olarak düşünsünler. Bu yolculukta hiçbir şeyin çok kolay olmayacağını ön görmeleri ve tüm süreçten öğrenerek, öğrendikleriyle kendilerini geliştirerek çıkmaları kendileri adına faydalı olacaktır. Evet belki bugün ülkemizde genç işsiz oranı çok yüksek. Üniversite mezunu işsiz sayısı kaygı verici. Ama tüm bu tablo karşısında durup söylenmek, koşullardan şikayet etmek bize bir çözüm getirmeyecektir.  Mevcut koşulları, ülkenin gerçekliklerini, gençlere sağladığı imkanları değiştiremeyiz belki. Ama değiştirebileceğimiz bir şey var ki o da kendimiz. Nedenleri hep ülkede, koşullarda, işverende aramaktan vazgeçip tek başımıza kısa sürede değiştiremeyeceğimiz durumlara sığınmak yerine, mevcut şartlarda ben neyi daha iyi yapabilirim diye düşünmeliler. Kendimde neyi değiştirebilirim, neyi daha iyi yaparsam başarılı olabilirim diye sorgulasınlar. Çünkü umut uzaklarda bir yerde değil. Umut kendilerinde, umut gözlerindeki ışıkta, kalplerindeki heyecanda. O heyecana inanıyorlarsa harekete geçsinler. Hayatlarının işini bulmak için ya da birileri onu bulsun diye beklemek yerine kendileri girişimde bulunsunlar. Çünkü bu uzun yolculukta en önemli şey o ilk adımı atabilmekte. Kapıları zorlasınlar. Kendi şanslarını yaratmak için girişimde bulunsunlar. Dünya gelişiyor, ekonomiler büyüyor, ülkemizde de yeni yeni alanlarda iş imkanları oluşuyor. Umutsuz olma lüksümüz yok.